Anne Çocuk
Emziren Anne Diyeti
Sağlıklı doğumun ardından her annenin, hamilelik döneminde alınan 10-12 kiloyu vermek için gayret sarf ettiğini belirten Uzman Dr. Erdoğan Yürük, diyete en az 3 hafta sonra başlanmasını tavsiye ederek, “Emziren anne en az günlük 2 bin kalori almalı, proteinlere önem vermeli, günde 2.5-3 litre sıvı tüketmeli, limonata, papatya ve ıhlamur çayı içmeli” dedi.
“Beslenmede proteinlere özellikle yer vermeli. Hayvansal proteinin yanında bitkisel protein (fasulye-nohut-soya) alınmalıdır. Balık haftada 1-2 öğünde yer almalı. Vitamin ve mineral yönünden zenginliği tartışmasız olan meyve ve sebzeler asla ihmal edilmemelidir. Bu dönemde sigara ve alkolün yasak olduğu da akıllardan çıkarılmamalı. Kilo vermede diyetin değişmez yardımcısı olan hareket de ideal kilolarınıza gelmenizde size yardımcı olur. Kilo verme ve tokluk meydana gelmesi konusunda akupunktur uygulamalarını da tercih edilebilir. Emziren annenin günlük kalorisi 600-750 kalori fazlalık içerir. Bu yüzden de günlük alınacak kalorinin en az 2 bin-2 bin 200 olmasına dikkat etmelidir. Diyette unutulmaması gereken diğer konu bol miktarda sıvı alınmasıdır. Sıvı alınması yaklaşık 2.5-3 litre civarında olmalı, suyun yanında az şekerli limonata, papatya çayı, ıhlamur gibi sıvılar da tüketmelidir.” Diyete 2 hafta devam edin.
1. Gün
Sabah: Bir Bardak Şekersiz Süt, Bir Yumurta, Bir Kibrit Kutusu Kadar Beyaz Peynir, Bir Dilim Kepek Ekmeği
Arada Acıkırsanız Bir Elma.
Öğle: Bir Porsiyon Yağ Konmadan Yapılan Etli Türlü, Bir Ufak Tabak Makarna (Yağ Koymadan Haşlanacak) Bir Kase Yoğurt, Bir Dilim Kepek Ekmeği.
Akşam Üstü Bir Dilim Kepek Ekmeği ile Bir Dilim Beyaz Peynir.
Akşam: Bir Kase Domates Çorbası, Bir Balık Izgara, Bol Salata, Serbest Meyve.
2. Gün
Sabah : Bir Bardak Şekersiz Süt, Bir Yumurta, Bir Kaşık Bal, Bir Dilim Kepek Ekmeği, Bir Domates-
Arada Bir Muz.
Öğle: Bir Tabak Etli Taze Fasulye (Yağ Konmayacak), Bir Porsiyon Yağsız Yapılmış Pilav, Bir Kase Komposto (Sakarin İle Tatlandırın), Bir Dilim Ekmek.
Akşam: Bir Kase Tarhana Çorba, 5-6 Adet Izgara Köfte, Bir Tabak Püre, Bir Kase Yoğurt, Bir Tabak Kayısı.
Yatmadan Önce Bir Bardak Şekersiz Süt.
Oruç Tutmak Anne Sütünü Etkilermi
Anne sütü konusunda yapılan araştırmalar, kısa süreli yemek yememenin sütü azaltmadığını ancak sıvı tüketiminin yetersiz olmasının sütü azaltabileceğini gösteriyor. 2- 5 ay arasında bebeği olup emziren kadınlar arasında yapılan bir çalışma, oruç sırasında anne sütünün içeriğinde bir miktar değişim olduğunu, kalitesinin etkilendiğini, enerji miktarı, protein, vitamin A ve C gibi elemanların günlük ihtiyacın altında kaldığını ortaya koyuyor.
Emziren annelerin, özellikle bebeğin sadece anne sütüyle beslendiği ilk altı ayda bütün gün su içmeleri çok önemli. Bebeklerin, gereğinden önce ek gıdalara ve mamaya başlatılması da uzmanlar tarafından uygun bulunmuyor. Altı ayın üzerinde olan veya başka nedenlerle zaten ek gıdalara başlamış bebeklerde ise annenin yemek yememesi ve sıvı tüketmemesi daha kolay tolere edilebiliyor. Bu durumda da annenin mutlaka sahura kalkması ve iftardan sahura kadar geçen süre içinde bol miktarda sıvı tüketmesi gerekiyor. Oruç tutmak isteyen emziren annelerin, mutlaka bir hekime başvurması gerekiyor.
Suna Dumankaya Doğum Çatlaklarını Yok Etme
Doğum sonrasında oluşan çatlaklar bayanların en büyük sorunlarından birisidir.Güzellik uzmanı Suna Dumankaya bu çatlak sorunlarını yaşamamak için hamile kalmadan önce önlem alınması gerektiğini söylüyor. Cildinizi birazda olsa toparlamak için ilk adım banyoda kese yapmanız gerekiyor.
Bitkisel tedavi olarak ise şu yöntemi uygulayabilirsiniz.Geceden bir adet ayvanın çekirdeklerinin üstüne 1 ölçüden fazla kaynar su koyup sabaha kadar bekletin ve sabah süzün. Süzdükten sonra içine 1 adet hindistancevizinin suyunu koyun ve karıştırın. Hazırladığınız bu karışımı cam kavanozda saklayarak hergün karın bölgenize masaj yaparak yedirin.Bu sayede doğum sonrası oluşan çatlaklardan kurtulacaksınız.
Çocuklarda Kardeş Kıskançlığı
Çocuklar genelde bir kardeşlerinin olmasını isterler, ancak kardeşin doğumuyla bilikte yoğun bir kıskançlık yaşamaya ve anne babaları zorlamaya başlarlar. Önceleri sürekli kardeş isteyen bir çocuğun bu isteği gerçekleştikten sonra neden kardeşini kıskandığı, hatta ona düşman gibi davrandığını anlamak zordur. Oysa ki bu durum çocukların süreklilik göstermeyen, değişken olan isteklerini yansıtan onların tabiatları ile ilgili bir özellikleridir. Bu nedenle çocuk için verilen her önemli kararda olduğu gibi kardeş isteğinin gerekliliğine de anne ve babanın karar vermesi gerekmektedir. Bu kararı verirken annenin beden ve ruh sağlığı, ailenin ekonomik gücü, doğacak çocuğun bakımına ilişkin sorumlulukların paylaşılması gibi durumlar göz önüne alınmalıdır.
Kıskançlık insanoğlunun en doğal, en evrensel duygularından birisidir. Kıskançlık sevilen kişinin başkasıyla paylaşılmasına katlanamamak olarak tanımlandığına göre, sevginin bulunduğu her yerde bu duygunun hissedilmesi muhtemeldir.Ancak bu doğal duygu insanı kemiren bir tutku olmaya başlayınca sevgiyi yok eder. Çocuk için en değerli varlığın anne olduğu tartışılmazdır.Bu nedenle çocuk için onu başkalarıyla paylaşmak kolay, dayanılır bir duygu değildir. Sevgilisini başkasının kolunda gören bir erkekle, annesini, kucağında “yabancı” bir çocukla gören kardeşin duyguları pek farklı değildir.
Çocuk için aileye yeni bir bireyin dahil olması zorlayıcı bir yaşam olayıdır. Gebeliğin ve yenidoğan çocuğun annede oluşturduğu bedensel güçlükler ve yorgunluklar, çalışan annenin zamanının önemli bir bölümünü çocuk bakımına ayırması gibi nedenlerle çocuğun istenmeden ihmal edilmesi kardeş kıskançlığını tetiklemektedir. Gelen çocuğun cinsiyetinin farklı olması, beceriksizliği, yoğun bir ilgi ve bakıma gereksinimi olması çocuk tarafından onun daha çok sevildiği şeklinde yorumlanmakta ve kıskançlık hissi artmaktadır. Annenin yenidoğan bebekle birlikte oluşacak problemlerini hafifletebilmek için çocuğun kreşe verilmesi ya da odasının ayrılması gibi köklü değişiklikler de bu duyguyu artıracak ve uyum sorunlarına neden olacaktır.
Çocukla kardeşi arasındaki yaş farkı ne kadar az olursa kardeşe duyulan kıskançlık o denli çoğalmaktadır.Henüz anneye gereksinimin sürdüğü üç yaşından ufak çocuklarda anne ilgisinin ister istemez azalması sonucu yeni kardeşe tepki daha büyük olacaktır. Kardeşler arasında ikinci ya da üçüncü kardeşi kabullenmek daha kolay olmaktadır.
Kardeş kıskançlığı tabii bir duygudur, sevgi ve kıskançlık hatta nefret ara ara yoğunlaşarak zaman içinde yoğunluğunu kaybeder. Çocuk kardeşini sevmek zorunda değildir ve kardeşine karşı hissettiği olumsuz duygular anlayışla karşılanmalı , bu duygularını paylaşması için yüreklendirilmelidir. Anne bu konuda çocuğu “kardeşin beni de çok uğraştırıyor, arasıra ben de ona kızıyorum, daha bebek olduğu için beceriksiz ve bu yüzden ona çok zaman harcıyorum, sakın seni sevmediğimi düşünme, seni eskisi kadar seviyorum, ben de teyzen yada doğduğunda kıskanmış aynı senin gibi düşünmüştüm.” gibi cümlelerle rahatlatmalıdır. Ayrıca anne-baba yeni doğan bebeği, çocuğun önünde abartılı bir biçimde okşayıp sevmekten kaçınmalıdır.
Çocuklar eve gelen yeni bebeğe farklı tutumlar sergileyebilir.Bu tip davranışların belli başlıcaları şunlardır; Sevgi gösterilerinde bulunabilir.Abartılı sevgi gösterileri olabilir.Etkilenmemiş gibi davranma
Çocuklarda Hiperaktivite-Dikkat Eksikliği Ve Tedavi Yolları
HİPERAKTİF ve DİKKAT EKSİKLİĞİ GÖRÜLEN ÇOCUKLAR
Anne babalar ve çevre tarafından afacan, yaramaz,yerinde duramayan, haşarı, ele avuca sığmaz,kıpır kıpır diye nitelendirdikleri çocukların bir kısmı aslında hiperaktif çocuklardır.Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, erkek çocuklarında kız çocuklarına oranla 3-6 kat daha fazla görülmektedir.Bu tip çocuklarda sürekli hareketlilik ile beraber dikkat eksikliği ve sinirli olma durumu sıklıkla görülmektedir.
Dikkat eksikliği belirtileri :
Dikkat eksikliği olan çocuklar herhangi bir iş üzerinde dikkatlerini uzun süre toparlayamazlar , başladıkları işlerin sonunu getirmekte güçlük çekerler , dikkat gerektiren günlük işleri yapmak istemezler , eşyalarını sık sık kaybederler , unutkanlıkları vardır, işlerini düzensiz ve dağınık yaparlar , genelde bir işten diğerine çok sık geçiş yaparlar, karşısındakini dinlememe ve sık sık konu değiştirme görülür, dikkatleri ilgisiz uyaranlarla sık sık dağılır, çalışmaları plansızdır , emirleri anlamakta güçlük çekerler, yaptıkları işlerde dikkatsizce hatalar yaparlar.
Hiperaktivite belirtileri :
Çocukta yerinde duramama hali vardır, devamlı kıpır kıpırdırlar, yaşıtlarına göre hareketliliklerinde belirgin farklılık söz konusudur. Her şeye karışma , mobilyaların üzerinde gezme , ev içinde koşuşturma , bir iş yaparken sık sık ayağa kalkma gezinme halindedirler, karşısındakinin sözü bitmeden araya girerler, başkaları onların sözünü kesememekten yakınır,elleri ayakları kıpır kıpırdır, ellerinde sürekli bir şeylerle oynarlar, korkmadan düşünmeden tehlikeli işlere girme görülür, sakinlik isteyen grup içi etkinliklere katılmakta zorlanırlar, etraftaki insanlar tarafından sık sık hareketlilik konusunda uyarılırlar.
Hiperaktivite ve dikkat eksikliği olan çocuklarda okul çağından önce ve okul çağında aşırı hareketlilik ve dikkat eksikliği belirgin olarak göze çarpmaktadır. Bu dikkat eksikliği ve hiperaktivite özellikleri her ortamda kendini belli etmektedir . Hiperaktif çocukların , özellikle okul döneminde göreceli bir başarısızlık ve sık sık öğretmeninden uyarı alma durumları görülmektedir. Çoğu zaman zekaları normal hatta normalin üstünde olmasına rağmen derslerine konsantre olamadıkları ve dikkat eksikliği olduğu için okulda başarısızlık görülür.
Tedavi konusunda ilaç tedavisi gerekmektedir. Türkiyedeki mevcut ilaçlar ile dikkat eksikliği ve hiperaktivite semptomları büyük oranda kontrol altına alınabilmektedir. Gerekirse ilaç tedavisinin yanı sıra ek olarak pedagojik eğitim ile dikkat süresini artırma ve davranışçı yaklaşımlar vardır. İlaç tedavisinin ne kadar devam edeceğine klinik görünüm ve belirtilerin devam etmesine göre karar verilir.
Çocuklarda Tırnak Yeme Alışkanlığı Ve Tedavisi
Çocuklarda Tırnak Yeme Alışkanlığı
Tırnak yeme alışkanlığı tırnak etini ya da tırnağı dişiyle koparma ya da kemirme davranışıdır. Bu davranış çocuklarda genelde 3-4 yaşlarından sonra ortaya çıkmaktadır. Genellikle ergenlik döneminın bitmesiyle sona eren tırnak yeme alışkanlığı çocukların % 35’inde, ergenlerin ise % 45’inde rastlanan psikolojik bir sorundur.
Tırnak yeme alışkanlığının altında yatan psikolojik nedenler şu şekilde sıralanabilir:
1-Ailede tırnak yiyen bir bireyin örnek alınması,
2-Aile içinde baskıcı ve otoriter bir eğitimin uygulanması,
3-Çocuğun sürekli azarlanarak eleştirilmesi,
4-Kıskançlık, yeterince ilgi ve sevgi görememe, korku ve endişe, öfke ve saldırganlık, üzüntü ve sıkıntı, gerilim ve kaygı, değersizlik ve güvensizlik gibi duygular,
5-Aile içi huzursuzluk ve iletişim problemleri, anne baba geçimsizlikleri, yakın kaybı ve deprem gibi travmatik yaşantılar
6-Anne-babanın çocuklar arasında ayrım yapması
Tırnak yeme alışkanlığı sağlık açısından zararlıdır. Çocuk tırnağını yemeyip sadece kopardığını iddia etse de arada yutulan tırnaklar başka bir hastalığın çıkmasına yol açabilmektedir.
ÖNERİLER
Özellikle küçük yaşlarda başlayan tırnak yeme davranışı ilk etapta anne-baba tarafından görmezlikten gelinmelidir. Çocuk bu alışkanlığını sürdürmekte ısrar ederse bu davranışın altında yatan sebeplerin neler olabileceği irdelenerek çözüm yoluna gidilmelidir.
Tırnak yeme davranışından dolayı çocuğu azarlamak, korkutmak, cezalandırmak gibi baskı yöntemlerinin uygulanması bu davranışın daha da artarak devam etmesine yol açabilmektedir.
Çocuğu korku ve kaygı yaratan ortam ve durumlardan uzak tutmaya çalışılmalıdır.
Küçük yaştaki çocuklar kaygı ve korku verici, şiddet içerikli filmler, televizyon programları, bilgisayar oyunları vb. gibi görüntülerden korunmalıdır.
Çocuk tırnağını yerken çocuğun ilgisi başka yöne çekilebilir. Örneğin: “Gel seninle oyun oynayalım” gibi.
Tırnak yemenin çok kötü bir davranış olmadığı, istenirse kolaylıkla vazgeçilebileceği çocuk ve gençlere anlatılmalıdır. Buna inanan çocuk, alışkanlığından vazgeçebilmek için çaba gösterecektir.
Çocuğun kil, kum, su, hamur, çamur gibi gerginliği ortadan kaldırıcı ve rahatlatıcı malzemelerle oynamasına ortam oluşturmalıdır.
Çocuğun tırnak yeme hareketini her tekrarlaması sırasında yapabileceği alternatif bir davranış bulunabilir. Örn: Tırnağını yediğini fark ettiği anda durup yumruğunu sıkabilir ya da bir eşyayı tutabilir
Doğum Kontrol Yöntemleri
Doğum Kontrol Hapları
Östrojen ve sentetik progestin hormonları içeren doğum kontrol hapları yaygın olarak kullanılmaktadır.Bu ilaçlar doğum kontrolünü yumurtlamayı engelleyerek sağlamaktadır.
Doğum kontrol haplarına jinekolog muayenesinden geçmeden başlanmaması gerekir. Bu muayeneye ilave olarak smear testide muhakkak yapımalıdır.Doğum kontrol haplarının bilinen yan etkileri bulantı, ara kanamalar, adet kanamasında azalma, deride lekelerin oluşması, migren ağrılarının şiddetlenmesi, memede ağn ve mizaç değişiklikleridir. Gebeler, yüksek tansiyon, damar, karaciğer, şeker ve migren hastaları, 35 yaşın üzerinde sigara içen bayanlar ve 16 yaşından küçükler, kesinlikle doğum kontrol hapı kullanmamalıdır.
Erkeklerin Kullanabilecekleri Doğum Kontrol Hapları
Erkekler için Çin’de geliştirilen doğum kontrol haplarının güvenilirliği %95 oranındadır. Bu ilaçların önümüzdeki 10 yıl içinde piyasaya sürülmesi beklenmekte ve araştırmalar hala devam etmektedir. Bu hapların yan etki olarak bazı erkeklerde kişilik ve ruh hali üzerinde etkileri olduğu saptanmıştır.
Spiral
Değişik şekil ve boyutlarda olabilen rahim içi araçlar 1960 yılından itibaren yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır.Regl döneminin 3. veya 4. günü rahme yerleştirilen spirallerin saf plastik ve bakırlı çeşitleri yanında, son zamanlarda hormon salan tipleri de üretiliyor.
Spiral kullanan bayanların her yıl kontrol yaptırması gerekmektedir. Rahim içi araç kullananların en fazla şikayetleri kasık ağrıları, ara kanamaları, sancılı ve fazla adet kanaması görülmesi konularında olmaktadır. Toplumumuzda daha çok spiral olarak bilinen rahim içi araçlar pelvik enflamatuvar hastalığını artırarak, tüplerde tıkanıklığa bağlı kısırlık ve dış gebeliklere neden olabileceğinden, en az bir çocuğu olan veya çocuk sahibi olmak istemeyen kadınlar tarafından kullanılması önerilmektedir.
Kondom (Prezervatif)
Prezervatif cinsel ilişki ile bulaşan hastalıklara karşı da %99 oranında koruyuculuğu olan güvenilir doğum kontrol yöntemleri arasında sayilmaktadır. İnce plastik bir materyalden vapılan prezervatif, cinsel ilişkiye girmeden önce erkek cinsel organı üzerine takılarak kullanılmakta ve böylelikle spermlerin vajinaya girmesi engellenmektedir.
Prezervatifin yırtılması nedeniyle işlevini kaybetmesi,kauçuk, pudra veya lubrikan maddeye karşı alerjik reaksiyon oluşması ya da çıkma korkusu yüzünden cinsel ilişkinin kesintiye uğraması dışında yan etkisi de yok denecek kadar azdır. Bu yöntemin doğum kontrolyöntemleri içindeki güvenilirliği, doğum kontrol hapı ve rahim içi araçlardan (spiral) daha azdır.Ancak prezervatifin güvenilirliğinin doğum kontrol haplarının etkinliğine yakın bir düzeye çıkması vajina içerisine uygulanan spermisid kontraseptif krem, jel veya köpükle sağlanabilmektedir.
Deri Altı Hormon İmplantları
Hormon implantları deri altına yerleştirilen yumuşak kapsüller şeklindedir ve progestin hormonu salarak yumurtlamayı önleyerek ve 5 yıl boyunca koruma sağlamaktadır. Söz konusu kapsüllerin, konusunda deneyimi olan doktorlar tarafından yerleştirilmesi ve 5 yılda bir değiştirilmesi gerekmektedir. Deri altı hormon implantlarını doğum kontrol hapları kullanmaması gereken kişiler tarafından kullanılmaması gerekmektedir.
Hormon İğneleri
Etkili bir korunma metodu olarak kabul edilen hormon iğneleri progestin hormonu içermekte ve üç aylık periyotlar halinde kullanılmaktadır. Bir yıldan fazla süre ile doğum kontrol yöntemi olarak kullanıldığında adet kanamalarının kesilmesine neden olabilmektedir. Bu nedenle, ileride çocuk sahibi olmayı düşünen bayanlara önerilmemektedir.
Kısırlaştırma (Cerrahi Sterilizasyon)
Cerrahi sterilizasyon operasyonu hem kadın hem de erkek için uygulanabilen ancak istendiğinde geriye dönüşü çok az bir olasılıkla mümkün olabilen bir doğum kontrol yöntemidir. Kadınlar için uygulanan yönteme tubal sterilizasyon (tüplerin bağlanması) , erkekler için uygulanan yönteme ise vazektomi (üreme kanalının bağlanması) adı verilmektedir.
Gelişmiş ülkelerde, üreme çağındaki çiftlerin yaklaşık %24′ü doğum kontrol yöntemi olarak cerrahi sterilizasyonu seçmektedir ve güvenilirliği %99.8 olan tüplerin bağlanması yönteminin kadının cinsel yaşamına ve ruh sağlığına olumsuz hiçbir etkisi bulunmamaktadır.Güvenilirlilik oranı %99.9 olan vazektominin de aynı şekilde erkek cinsel yaşamına ve ruh sağlığına olumsuz bir etkisi yoktur.
İlişki Sonrası Ertesi Gün Hapları
Cinsel ilişki sonrasında alındığında gebeliği önleyen ilaçlar, östrojen ve progestin hormonları içermektedir ve rahmin iç tabakasının gelişimini engelleyerek istenmeyen gebeliği önlemektedir.Bu Doğum Kontrol Yönteminin geliştirilmesindeki amaç korunmasız cinsel ilişkiden sonra meydana gelebilecek gebeliğin kürtaj operasyonu yapılmasına gerek kalmadan önlenmesidir.Ertesi gün hapları cinsel ilişki sonrasındaki ilk 72 saat içinde alındığında, gebeliği %97 oranında önlemektedir. Dogum kontrol haplarının kullanımı ile ortaya çıkan yan etkiler, bu ilaçların kullanımından sonra da görülebilmektedir.
Yeni Doğan Bebeklerin Özellikleri
Yeni doğan bebekler genellikle 3-4 kilo arasındadır. Erkek bebekler kız bebeklere göre biraz daha ağırdır. Eğer bebeğiniz 4,5 kilodan fazla doğmuş ise ağır bebekler sınıfına girer.Bebeğiniz 2 kilonun altında doğmuşsa hafif bebekler sınıfındadır.Hamileliğin 40. haftasından önce doğan bebeklere ise prematüre bebek denir.Şimdi yeni doğan bebeklerin vücut hatlarını inceleyelim.
Deri:Yeni doğan bebeklerin rengi pembe-kırmızıdır. Bu renk tonu derinin ince olmasından kaynaklanır. Yeni doğan bebeğin kan dolaşımı düzenli olmadığı için el ve ayakları mavi-mor görünür.Bebeklerin burun ve çevresinde görülebilen beyaz noktalar tam olarak faaliyete geçmeyen ter bezlerindendir.Yeni doğan bebeklerin ilk günlerde derisi soyulabilir.Nemlendiriciler sayesinde bu durum önlenebilir.
Saç: Yeni doğan bebeklerin saç miktarları birbirinden farklıdır. Genelde doğum esnasında saçlar dökülür. Vücutta kalan siyah tüyler ise zamanla dökülür.
Baş: Doğum sırasındaki travmalara bağlı olarak bebeklerin başında hafif şekil bozuklukları oluşabilir. Bunlar bebeğin sağlıksız olduğu anlamına gelmez.Bıngıldaklar kafa kemiklerinin birleşmedigi yerlerdir. Bıngıldaklar temasla hasar görmez. Bıngıldak içeri doğru basık görünüyorsa bebek susuz kalmış olabilir. Bıngıldak dışa doğru çıkık ve bebek ağlamıyorsa, bu hastalık göstergesi olabilir ve bebeği doktora göstermek gerekir.
Göz: Yeni doğan bebeklerde ilk günler şaşılık normaldir. Böyle bir durum varsa 6. Ayda düzelir.
Ağız: Bebeklerin dili altındaki dokudan dolayı erişkinlere göre hareketsizdir. Bu durum zamanla düzelir.Bebeği 1. yaş gününe kadar dil tamamen hareket etmeye başlar.Bebek annesini emdiği sürece üst dudağında kabarcıklar görülebilir.Ayrıca besin olarak sadece anne sütü alan bebeklerin dilinin beyaz olması normaldir.
Memeler: Yeni doğan bebeklerin memelerin şişkin olması hormonlarla ilgilidir. Bazen memelerden az miktarda süt benzeri salgı gelebilir. Bu gibi durumlarda memeleri kesinlikle sıkmamalısınız.
Cinsel organlar: Yeni doğan bebeklerin cinsel organları hormonların etkisiyle büyük görünebilir. Ayrıca cinsel organda kızarıklık, şekil değişiklikleri bulunabilir. Bu gibi durumlarda aksilik varsa ilk kontrol esnasında doktorunuz sizi zaten bilgilendirecektir.
Doğumdan Sonra Anne ve Bebek İhtiyaçları
Doğum telaşı ve heyecanı içerisinde birçok anne adayı kendisi ve bebeği için lazım olabilicek malzemeleri unutuyor. Doğumdan önce ve doğumdan sonra anne ve bebeğe lazım olabilicek hayati önemdeki eşyaların listesini anne adayları için hazırladık.
Anne için: Kolay emzirmeyi sağlayan ön kısmı açık gecelik, Emzirme sütyeni, Göğüs pedi, İç çamaşırı, Hijyenik ped, Lohusa külodu, Göğüs koruyucu, Göğüs pompası, Emzirme sütyeni, Göğüs kremi
Bebek için: Tulum, Body, Temizleme havlusu, Anakucağı, Patik, eldiven, bere, çorap, Mendil, önlük, Hırka, yelek, Bebek bezi, Battaniye, Biberon, Emzik, Toz mama, Biberon ısıtıcısı ve fırçası, Dişlik, Tırnak Makası, Termometre, Göbek bağı bandı, Burun aspiratörü, Islak mendil, Kulak pamuğu, Pişik kremi, bebek şampuanı, küvet,banyo süngeri, oyuncak,mama tabağı ve kaşığı,bardak,mama sandalyesi.
Oldukça uzun bir liste gibi görünsede doğum yapan her anne ve bebek için lazım olan ihtiyaçlar.
Ağlayan Bebekleri Sakinleştirmenin Yolları
Bebeğinizin ağlama nedenini bulamıyorsanız, aklınızdan kendinize bir kontrol listesi hazırlayın. İlk olarak en son ne zaman karnını doyurduğunuzu düşünün, 3 saat kadar önce doyurdunuzsa yemek yedirmeyi deneyebilirsiniz. Yemeğini yeni yediyse, bebeğinizin bezini kontrol edebilirsiniz. Bez temizse bulunduğunuz ortamdan uzaklaştırmayı deneyebilirsiniz. Böylelikle ağlama sebeplerini eleyerek bebeğinizin neden ağladığına ulaşabilirsiniz.
Bebekleri Sakinleştirmenin Püf Noktaları:
Bebeğinize yakın olun. Bazı durumlarda ona sarılmanız, onun tek ihtiyacıdır. Kanguru ile bebeği kendinize yakın tutmak çözüm olabilir. Bebeğiniz çok ağladığı zaman, ona sarılarak karanlık bir odaya gidip ona masal anlatarak veya bebeğe ninni söyleyerek onu sakinleştirebilirsiniz. Kalp atışlarınızı duymak, yeni doğan bebekler için sakinleştiricidir.
Bebeğin emmesi için bir şeyler verin!Biberon, emzik ya da diş kaşıyıcı verebilirsiniz Bebeğinizi emzirebilirsiniz.
Bebeğe masaj yapın. Bebeğin karnını ovabilir ya da karnı üzerine yatırarak sırtını sıvazlayabilirsiniz. Gaz sancısı var ise masaj onu rahatlatacaktır.
Bebeğinizi hareket ettirin.Sallamak, onu rahatlatatır. Kucağınızda sallayabilir, koltuğa oturarak birlikte sallanabilirsiniz. Bebek arabasıyla ya da otomobil ile yolculuk da ona iyi gelebilir. Ayrıca bebekle birlikte dans etmeyi deneyebilirsiniz.
Bebeğinizi yalnız bırakmayı deneyin. Eğer yukarıdaki çözümler işe yaramamışsa, bebeğinizin bulunduğu ortam çok gürültülü, çok kalabalık ya da aşırı ışıklı bulmuş olabilir. Bu durumda onu yatağına yatırıp ışığı kapatarak başında bekleyebilir ve bebeğin sakinleşip uyumasına tanık olabilirsiniz.
Anne sütünü 